29 Ekim 2014 Çarşamba

Harika


Sevilmediğim yetmiyormuş gibi şimdi birde benimle konuşmakta istemiyorlar. Harika gene en başa dönüyoruz gene herkese yabancı olucam arkadaşlarım da benden uzaklaşmaya başladı üstelik birileriyle konuşmaya ihtiyacımın olduğu bu zamanlarda. Kendime acıyorum artık hayır nasıl bir günah işledim nasıl bir beddua yedim de bu hale geldim anlamıyorum. Herkes her şey beni yalnız bırakmak zorunda sanki. Hiçbir zaman kimseyle kuvvetli bir bağ kuramamamın nedeni ne ki. Neden tümü beni kestirip atmaya çalışıyor. Planladığım yada hayalini kurduğum hiçbişey gerçekleşmemeli diye bir kural var ve her insanda bu kurala uyuyor gibi. Beynim hiç boş kalmıyor son zamanlarda ve beynimi işgal eden bu şeyler çok acıtıyor gerçekten. Murphy ninde dediği gibi mutlu olduğunuz zaman kaygılanmayın geçecektir.

28 Ekim 2014 Salı

Yeter artık

Yeter artık !
Sarılmak istiyorum, bütün kemiklerini hissedene kadar senin.
Eğilip kulağına fısıldamak istiyorum seni sevdiğimi.
Yanında konuşacak hiçbişey bulamayıp sus pus oturup gözünün içine bakmakla yetinmekten bıktım artık.
Ama zaten hayatımdaki 3-5 insandan birisisin sende gidersen eğer napıcam ben.
Bıktım artık etrafımda öpüşüp koklaşan mutlu çiftler görmekten üstelik en yakın arkadaşlarımda birbiriyle sevgiliyken. Sürekli aynı ortamda bulunduğumuzdan onları izlemekten bıktım artık.
Bide onları çektiğim yetmiyormuş gibi yalnızlığımdan bahsedip biraz onlarla ilgilenmeyince trip te yiyorum. Oldu ben de zaten rahibe teressa olucam dimi herkesin yardımına koşayım herkesle ilgileneyim benim sorunlarım kimsenin sikinde olmasın peki madem öyle bundan sonra artık rol yapmak yok mutlu rolü yapmak. Artık o mutsuz asık suratlı insanların yaşam enerjisini emen, gerçek bana alışması lazım herkesin. Bundan sonra böyle. Hayat amacımı anladım, ben başkalarının mutluluğunu izlemek için gönderilmişim dünyaya. Bana demişler ki git oraya insanların her türlü derdini sıkıntısını çek, mutluluğu onlar yaşasın, sen iyilik yap, etrafa neşe saç ama senin duygularının ebesi sikilsin fakat sen bunları dışardan izle. Tabi zaten sevdiği bir kulu değilim bence tanrının. Eh o sevmiyorsa başkaları neden sevsin ki beni. Annem babam bile beni doğru düzgün sevmezken. Ben benimle alakası olmayanların sırf ben onları seviyorum diye beni sevmelerini bekliyorum.
Ne kadar acı değilmi hiç kimsenin seni sevmediği duygusuna kapılmak aslında yalnız değilsindir fakat dibine kadar yalnız hissediyorsundur, işte aynen o şekilde sözde etrafımda bir sürü arkadaşım var ama hiçbiri benim kim olduğumu bilmiyor. İçimde yaşadığım acılardan kırılmışlıklardan etrafa bakış açımdan haberleri yok. Onları izlerken ne denli mahvolduğumu içimdeki boşlukların büyüdüğünü bilmiyorlar.

27 Ekim 2014 Pazartesi

Bundan eminim


Çok pis triplere giricem şimdi hazır olun.

Neden beni kimse sevmiyor.
Neden kimsenin "sevdiğiniz birisini söyleyin"  sorusuna verdiği ilk cevap ben değilim.
Neden sevdiğim her insan benden soğuyup uzaklaşıyor.
Bu kadar sevilmeyecek birisiyim ben.
Ben hiç sevdiğim kadar sevilemeyecekmiyim.
Hiç mi karşılık alamayacağım aşkıma.
Olan hep bana mı olmak zorunda.
Dünyaya yada Türkiyeye oranlayamıycam şimdi ama en azından okuldan örnek veriyim 30 erkek 60 kız olmamıza rağmen beni seven bir kişi bile yok.
Anlamadığım şey sevdiğim insanlara iyi davranmama rağmen neden onların hiçbiri beni sevmiyor.
En çokta acıtan bambaşka bir şekilde sevdiğim birisinin "kanka,kaaarşiim vs." demesi.
Hep böyle olucak dimi, hiç değişmeyecek, hayatıma gerçek anlamda giren hiçkimse olmayacak dimi.

Evet olmayacak biliyorum çünkü yukarıda biryerlede olanlarda sevmiyorlar beni. Buna eminim.

26 Ekim 2014 Pazar

Yarım kalmışlık



 Yarım kalmış günler,                                                                     
 Yarım kalmış sevmeler,
 Yarım kalmış insanlar,
 Yarım kalmış aşklar,
 Yarım kalmış müzikler,
 Yarım kalmış yollar,
                                       'la dolu değilmidir hayat,
 Yap boz parçaları bile birbirlerinin yarısıyken.

?


Ben sabahları kalkınca değilde, gece yatmadan önce toplarım yatağımı çünkü sabahları hayallerden çıkıp hayata karışırıyorum ama geceleri kulaklığımda fransızca şarkılar, elimde bir Kafka, beynimde hayaller, kalbimde o varken bulunduğum yerin rahat ve düzenli olmasını isterim gündelik hayattaysa bunu pek önemsemem.

İşte gene yatağımda yatıyorum, dışarıda yağmur çiseliyor, burnumda yağmur yüzünden yıkayıp içeri asmak zorunda kaldığım temiz çamaşırların kokusu, kulağımda le cafe çalıyor,
komidinimde bir bardak ballı soğuk süt, elimde tabletim konuşmuyor yazıyorum içimden gelenleri. Ne mi geliyor içimden. 
Beni kim sever ki yani neden sevileyim ki ben. Güzel görünümlü birisi değilim zaten insanlarda arada sadece mimikleri beğendiklerini söylüyorlar, konuşmak dersen evet konuştum mu tam konuşuyorum ama genel olarak muhabbetlere katılmıyorum, konuyla ilgili espri yapabilirsem yapıyorum sadece, hatta etrafa boş boş bakınıyorum arkadaş ortamında benim onları dinlemediğimi düşünüyorlardır büyük ihtimalle halbuki kullandıkları her kelimeyi öylesine analiz ediyorum ki boş boş bakınırken insanlar hakkında kesin yargılara ulaşabiliyorum.
Neyse sonuçta sevmediğim varlıkların benide sevmesini beklemem açıkçası ama bu insan sevmeyen yaratığa kendini sevdiren, sevmiyorsa eğer beni ciddi anlamda çökerim çünkü bu insan öyle birisi ki biraz yanında takılınca insanları hemen çözebilmeme rağmen onu çözemiyorum hep biryerlerde kalıyorum bilmiyorum ama belki onunda benliğini okursam kötü şeylerle karşılacağım için buna engel oluyordur  beynim.
Zaten en iyisi insanları tanımadan onların içlerini dışlarını bilmeden, düşünmeden sevmek değilmidir.

Peki ama bu boş konserve kutusunun her sevgisi karşılıksız kalmak zorundamı? Hiçbir zaman istediği gibi birisine sarılamayacak mı bu şahıs? Mutluluğu hep saniyelerle mi yaşayacak? Kimsenin hayatına bir iz bırakmadan doğduğundaki ve çocukluğundaki gibi yalnız mı kapatacak gözlerini?

25 Ekim 2014 Cumartesi

Ah biz insanlar



Şehrin havasını seviyorum da,
Birde şu kömür kokuları olmasa,
Sarılarak ısıtsa,
İnsanlar birbirlerini.

Mutlu olsa,
Sevgiyle dolsa,
Yarın yokmuşçasına,
Tüm canlılar.

Umarsızca sarılıp,
Sonsuzca sevseler,
Kalplerini dillendirseler,
Gözleriyle sussalar.

Aşık olup,
Söyleyemeseler de birbirlerine,
Hayata anlam veremeyip,
Hayata anlam veremeyenlerle,
Hayata anlam vermeye çalışıp,
Gökyüzüne dalıp,
Kaybolsalar yıldızlarda.

Kırmızı renkli tramvaylarda,
Umuda doğru sürüklenip,
Özgürlüğe kanat çırparak,
Yıksalar tabuları.

Sokakta sarılanlara ceza kesip,
Yargılamaktansa samimiyeti,
Bu kahrolası düzene karşı çıkıp ,
Devirseler su kaçmış şu ahlakı.

Mürekkep akmayan yerlerde yetişmişlere,
Okuyup ta gelişmemişlere,
Gelişip te kendine gelememişlere,
Anlatsalar ya,
Medeniyetin askıda kalmışlığını.

Yalnız kalınca müzikte bulsalar sevinci,
Günlüklere kussalarda gönüllerini,
Sözde temiz yürekleriyle,
Serseler tüm kirlenmişliklerini.

Yaşanılası bir memleket,
Kılsak ya bu alemi.



24 Ekim 2014 Cuma

Neden hep mutlu kalamıyoruz ki ?


      Ohh bee abartışım ben olayı. Bugün herşey yolundaydı ve bugün birkez daha anladım ki ben onu cidden çok seviyorum ya. Bakalım umarum boşbirkonservekutusu gene mutsuz olmaz çünkü ne zaman işler yolunda gitse ve mutlu olsam hemen bozuluyo o hava illaki birşey oluyor. Hayır zaten evreni çözmekte zorlanıyorum bide gelmiş bana diyorlar ki işte nekadar çok gülersen okadar çok ağlarsın, her mutluluktan sonra mutlaka üzücü şeyler olur... bla bla bla. Banane bee ben öyle olmasını istemiyorum ben hep mutlu olayım sadece ben değil başkalarıda hep mutlu olsun hasta olmadıkça acımasın canımız ne gerek var yani mutluluk kötü birşeymide bukadar kısa sürüyor. Babam bukadar güzel pasta yapmayı nerden öğrendi ?

Kafamda deli sorular :D